ad

Panik atak rehberi

Ölüm korkusu, bulantı, titreme, çıldırma korkusu, soluğun kesilmesi, çarpıntı, göğüste sıkışma gibi belirtiler varsa dikkat edin…

HABERTURK.COM SAĞLIK SERVİSİ

Beklenmedik zamanlarda ve aniden başlayan, zaman zaman yineleyen, bazı bedensel belirtilerle birlikte olabilen yoğun sıkıntı ve korku nöbetleridir.

Panik atağı birden bire başlar, giderek şiddetlenir ve şiddeti 10 dakika içinde en yoğun düzeye çıkar, çoğu zaman 10-30 dakika, seyrek olarak daha uzun süre devam ettikten sonra kendiliğinden geçer.

Panik atağının belirtileri nelerdir?

·          Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkışma hissi

·          Çarpıntı

·          Terleme

·          Nefes darlığı ya da boğulur gibi hissetme

·          Soluğun kesilmesi

·          Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecek ya da bayılacak gibi olma

·          Uyuşma ya da karıncalanma

·          Üşüme, ürperme ya da ateş basması

·          Bulantı ya da karın ağrısı

·          Titreme ya da sarsılma

·          Kendini ya da çevresindekileri değişmiş, tuhaf ve farklı hissetme

·          Kontrolünü kaybetme ya da çıldırma korkusu

·          Ölüm korkusu

Bir panik atağı sırasında bu belirtilerin hepsi ya da bir kısmı bulunabilir. Çoğu zaman hastaların belirtileri, benzer şekillerde ifade ettikleri gözlenir:

“Göğsümün üstünde kocaman bir ağırlık var gibi”

“Kalbim yerinden fırlayacakmış gibi, sanki ağzımda atıyor”

“ Soğuk soğuk terliyorum ellerim ayaklarım buz gibi oluyor”

“ Boğazım düğümleniyor, boğazımda kocaman bir yumruk var”

“ Nefes almaya doyamıyorum, oksijen yetmiyor gibi”

“ Başımdan aşağıya kaynar sular akıyor, içimden yukarıya doğru bir sıcaklık yayılıyor”

“ Etraf dönüyor, boşluğa basıyor gibiyim, yer ayağımın altından kayıyor gibi hissediyorum.”

 Panik bozukluğu nedir?

Aşağıda sıralanan durumların olduğu bir psikiyatrik hastalıktır.

Yineleyen, beklenmedik zamanlarda ortaya çıkan panik atakları,

Ataklar arasındaki zamanlarda başka atakların da olacağına ilişkin sürekli bir kaygı duyma,

Panik ataklarının “kalp krizi geçirip ölme”, “beyin kanaması, felç geçirme” ya da “kontrolünü kaybedip çıldırma” gibi istenmeyen sonuçlara yol açabileceği inancıyla sürekli üzüntü duyma,

Ataklar ve olası kötü sonuçlarına yönelik bazı kaçınma davranışları (sosyal aktivitelere katılmama, yalnız kalmamaya çalışma, yanında sürekli ilaç, su taşıma, işe gitmeme…)

Nasıl bir hastalıktır?

Toplumda, diğer psikiyatrik hastalıklara göre daha sık görülen, oldukça iyi tanınan ve tedavi edilebilen, tedavi edilmediğinde kişinin, iş, aile ve sosyal yaşantısında önemli oranda kısıtlılıklara neden olabilen bir hastalıktır.

Panik bozukluğu nasıl gelişir?

İlk panik atağı, genellikle hiçbir neden yokken, bazen de sıkıntı ya da üzüntü verici bir durumun ardından aniden başlayan çarpıntı, terleme, göğüste sıkışma, nefes darlığı ya da baş dönmesi, dengesizlik, fenalaşma ya da baygınlık gibi belirtilerle başlar. Kişi, kalp krizi geçirdiğini ya da felç geçirmekte olduğunu zannederek yoğun bir ölüm korkusu ya da felç olma korkusuyla birlikte paniğe kapılır. Bazen de başında bir tuhaflık, sersemlik hissi, kendisini ve çevresini garip ya da değişik hissetmeyle birlikte kontrolünü yitirmeye ya da çıldırmaya başladığını düşünür.

Genelde ilk panik atağı yaşayan kişi, çevresindeki kişileri de paniğe sürükler ve hep birlikte en yakın doktor ya da acil servise gidilir. Orada yapılan bir çok muayene ve incelemeler sonrasında şikayetlerini açıklayacak bedensel bir hastalık ya da tahlillerde bir anormallik saptanmaz. Bulunan tek şey, heyecan ve panik hali içinde olan kişinin vücudunun normal bir tepkisi olarak yükselmiş olan tansiyonudur. Hastanın nesi olduğu sorulduğunda doktorlar çoğu zaman “hiçbir şeyi yok” ya da “stresten olmuş” derler.

Genellikle ilk atağı ikinci, üçüncü ve diğerleri izler. Her yeni atakta aynı panik ve korku yaşanır. Ataklar kiminde günde birkaç kez, kiminde haftada bir, kiminde ise iki ayda bir gibi sıklıklarla tekrarlar.

Panik bozukluğu günlük yaşamı etkiler mi?

Ataklar tekrarladıkça hasta, ataklar arasındaki dönemde gergin ve huzursuz bir biçimde her an yeni bir panik atağının geleceği endişesini duymaya başlar.

Panik atağını yaşayan kişi, yeni bir atak başlatabileceğini ya da bir atak geçirdiğinde kolayca yardım alamayabileceğini düşündüğü durum ve yerlerden kaçınmaya başlar. Örneğin, evde kimse olmadığı zamanlarda bir atak geleceği, bu sırada kalp krizi ya da felç geçireceği korkusuyla evde yalnız kalmamaya, dışarıda kendisini güvende hissedeceği ortamlardan uzaklaşmamaya, giderek evden yalnız dışarıya çıkmamaya başlar.

Panik bozukluğunda tedavi yaklaşımı ve süresi nasıldır?

Bir çok psikiyatrik hastalığa göre panik bozukluğunda çok daha yüz güldürücü sonuçlar almak mümkündür. İki tür tedaviden söz edilebilir. İlaç tedavisi ve psikoterapi…Ancak, genellikle bu tedavi yöntemleri birbirlerine alternatif olmaz, birlikte uygulanır.

İlaç tedavisinde; kaygı giderici özellikleri de bulunan antidepresan ilaçlar kullanılır. Günümüzde, istenmeyen (yan) etkileri oldukça az olan, düzenli kullanıldığında aktif yaşamdan koparmayan, günlük yaşamı olumsuz etkilemeyen ilaçlar bulunmaktadır. Tedavinin etkili olabilmesi için uygun doz ve sürede, düzenli kullanım temel şarttır.

Psikoterapi, başvuran kişinin gereksinimlerine, tercihine göre belirlenir. Doğrudan soruna odaklı, kısa süreli psikoterapiler olabileceği gibi kişinin tüm yaşamının ele alınacağı uzun süreli psikoterapiler de seçenek olabilir

İlk gece korkusuna son!

“Ben garip, deforme, bozuk, ümitsiz biriyim” demeyin…

HABERTURK.COM SAĞLIK SERVİSİ

Samsun’da yeni evlenen bir çiftin vajinismus sorunu nedeniyle ilk gece ilişkiye
girememesi ve eşinin “Bu gece olmazsa yarın gece olur” demesi üzerine korkusu artan
kadının mutfaktan aldığı bıçağı eşinin sırtına saplamaya çalışması ve “Benim vajinismus sorunum var, bu ortaya çıkacak diye tedirgin olup bıçakladım” demesiyle
gündeme gelen vajinismus konusunda; cinsellik, aile ve evlilik konularında toplumu
bilgilendirmeyi ve farkındalığı arttırmayı amaçlayan Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği
(CİSED), basın mensuplarından gelen yoğun istek üzerine yeni bir basın açıklaması daha yaptı.

 Vajinismus kader değildir

Her gün, tüm dünyada ve ülkemizde daha fazla kadın vajinismus sorunu olduğunu keşfettiğini ifade eden CİSED Genel Başkanı Dr. Cem Keçe; “Ancak vajinismus
konusunda kafaların karışık olması ve tedavi seçeneklerinin azlığı çiftlerin kendilerini umutsuz ve çaresiz hissetmelerine sebep olabiliyor. Samsun’da yeni evlenen bir çiftin vajinismus sorunu nedeniyle ilk gece ilişkiye girememesi ve eşinin “Bu gece olmazsa yarın gece olur” demesi üzerine korkusu artan kadının mutfaktan aldığı bıçağı eşinin sırtına saplamaya çalışması ve “Benim vajinismus sorunum var, bu ortaya çıkacak diye tedirgin olup bıçakladım” demesini aşağılanma, umutsuzluk ve çaresizlik içinde yapaılan bir olay olarak değerlendirebiliriz. Her gün, cinsel tedavi kliniklerinde birçok kadın bu hastalığın üstesinden gelerek normal sağlıklı yaşamlarına devam edebiliyor. Diğer bir deyişle: Evet, Çözüm Var! Vajinismus kader değildir. Vajinismusun %100 tedavisi vardır.” dedi.

Vajinismus olan tek kişi benim

Vajinismusun yanlış anlaşılmasının utanç ve güvensizliği beraberinde getirdiğine
değinen CİSED Genel Başkan Yardımcısı Psk. Gülüm Bacanak; “Vajinismus kadında
“bundan etkilenen tek kişi benim”, “doktorum bile beni anlamıyor”, “Ben garip, deforme, bozuk, ümitsiz biriyim” düşüncelerini doğurabilir. Eşiyle tam bir cinsellik yaşayamama, tampon gibi basit bir aleti bile yerleştirememe, vajina yoldan
ilaç uygulayamama, jinekolojik muayene olamama veya doğal yoldan çocuk sahibi
olamama sebebiyle kadında “Vücudum bana ihanet ediyor” düşüncesi yerleşebilir. Bu
durumdan muzdarip bazı kadınlar “Partnerimi yeteri kadar sevmediğimden bunlar başıma geliyor” diye bazıları ise “Kızlık zarım açılmadığı için bunlar başıma geliyor” diye düşünebilirler.” dedi.

Bir evliliği tamamlayamamak utanç verici olabiliyor

Vajinismus durumunda ilişkinin diğer tarafı olan erkeğin de bu durumdan etkilendiğini ifade eden CİSED Genel Sekreteri Psk. Dan. Fatma Ayrık; “Erkek genellikle kendini yardım edemez, ihanete uğramış, kendi cinsel yeterliliğini sorgular halde bulur. İlişkiyi sona erdirmek ya da sınırı bir cinsel yaşam arasında sıkışıp kalmak sık rastlanılan bir durumdur. Gizlilik içinde yaşamak, vajinismusun yıkımı ile uğraşmak, konuyu itiraf etmekte isteksizlik bu konuyu zorlaştıran önemli faktörlerdir. Bir evliliği tamamlayamamak kişisel başarısızlık olarak algılanır ve çiftlerin ailelerine ve en yakın arkadaşlarına dâhil normal bir cinsel yaşamları varmış gibi davranarak yaşamlarını bir yalan içine çekerler. Diğer yandan bekâr kadınlar acılarını utanç içinde saklar ve sosyal dışlanmadan korkarlar. Bekâr kadınlar çoğunlukla ilişkiden kaçarlar, aseksüel partnerler seçerler, problemli bir ilişkiden uzak durmaya çalışmak kadınlarda eşcinsel olup olmadıklarını sorgulamalarına sebep olabilir ve ilişki ilerlediğinde genellikle bitirme eğiliminde olurlar.” dedi.

Granit ocağında göçük: 1 ölü, 2 yaralı

Granit çıkarılan taş ocağında dinamit patlatılmasının ardından meydana gelen göçükte 1 kişi hayatını kaybetti

UFUK KEKÜL / GİRESUN (AHT)

Giresun’un Doğankent ilçesinde çevre düzenlemesi için kullanılmak üzere granit çıkarılan taş ocağında dinamit patlatılmasının ardından meydana gelen göçükte 1 kişi hayatını kaybetti, 2 işçi de yaralandı. Ölen işçinin kardeşinin de Bursa’da bir taş ocağında yaşanan göçükte öldüğü öğrenildi.

Olay, bugün saat 11.00 sıralarında ilçeye 3 kilometre uzaklıktaki Güvenlik Köyü mevkiinde İGAŞ isimli firmaya ait granit ocağında meydana geldi. Taş ocağında dinamit patlatılmasının ardından, çalışma yapan işçilerin üzerine dev granit blok çöktü. Olayda, patlayıcı ustası Mustafa Yıldırım (44) hayatını kaybederken, Mustafa Ayman ve Salim Bayram isimli işçiler de yaralandı.

Olay yerine giden Doğankent Belediye Başkanı Nazmiye Kabadayı, “Yaralı işçilerin durumu iyi. Taş parçalarıyla hafif şekilde yaralanmışlar. Granit bloklarını çıkarmak için hazırlık yaparken, dağdan kurtulan bir kütle işçilerin üzerine düşmüş” dedi.

Kazada hayatını kaybeden Sinop nüfusuna kayıtlı Mustafa Yıldırım’ın cesedini uzun uğraşılar sonucunda çıkarıldı. Yıldırım’ın, 3 kardeşinin de taş ocağında çalıştığı ve kardeşlerinden Mahmut Yıldırım’ın da Bursa’da bir taş ocağında meydana gelen göçükte hayatını kaybettiği öğrenildi.

Kazada yaralanan Murat Akman ve Salim Bayram’ın tedavileri Tirebolu Devlet Hastanesi’nde sürüyor.

Hem zaman hem de para kaybı

Zayıflamaya destek verdiği söylenen ürünlerin hiçbir etkisi yok…

Zayıflama amaçlı besin destek ürünlerinin zayıflamaya yardımcı olmadığı ve etkisinin plasebodan fazla olmadığı bildirildi.

Almanya’daki Göttingen Üniversitesinden Thomas Ellrott ve ekibinin yaptığı, sonuçları İsveç’in başkenti Stockholm’de düzenlenen obezite konulu uluslararası kongrede sunulan araştırmada çok satılan 9 zayıflama ürünü ile plasebo (etkisiz ilaç) karşılaştırıldı.

Eczanelerden getirilen zayıflama ürünlerinin kutusunu ve ismini değiştiren araştırmacılar, 189 obez ve aşırı kilolu kişiden bir gruba 8 hafta yeni hazırlanan kutularda plasebo, diğer gruba çok satılan 9 zayıflama hapından birini verdi.

Araştırma sonunda, katılımcıların ortalama 1-2 kg verdiği ve plasebo ile bu ürünler arasında belirgin fark bulunmadığı görüldü.

Daha önceki araştırmalarda sadece bir zayıflama ürününün araştırıldığını belirten Ellrott, ilk kez çok satılan 9 ürünün incelendiğini vurguladı.

Aynı kongrede sunulan başka bir araştırmada da Dr. Igho Onakpoya ve ekibi, incelenen 9 zayıflama ürününün zayıflamak için yeterli olduğuna dair kanıt bulamadı.

Igho Onakpoya, plasebodan daha etkili olmasa da zayıflama amaçlı besin destek ürünlerinin satışının yılda 13 milyar doları (20 milyar TL) aştığını belirtti.

Onakpoya, araştırılan ürünlerden bazılarının yan etkilerinin de bulunduğunu, ancak katılımcı sayısının az ve araştırma süresinin kısa olması nedeniyle konuyla ilgili daha fazla araştırma yapılması gerektiğini vurguladı.

Bilim adamları, zayıflama hapı almayı ya da bu tür bir diyet takviyesi kullanmayı düşünenleri, bunun sadece bir “zaman ve para kaybı” olabileceği konusunda uyardı.

Araştırmacılar, insanların, genellikle bu ürünlerin kısa yoldan kilo vermelerine yardımcı olacağına inandıklarını ancak bu olmayınca hayal kırıklığına uğrayarak depresyona girdiklerini de söyledi.

AA

Araç lastiğinde 30 kilo esrar

Edirne’de düzenlenen operasyonda toplam 30 kilogram esrar maddesi ele geçirildi

Edirne İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı ekiplerin düzenlediği operasyonda toplam 30 kilogram esrar maddesi ele geçirildi.

09 Temmuz 2010 günü İstanbul’dan alınan esrar maddesinin Uzunköprü ilçesine bağlı Kırcasalih beldesinde Yunan uyruklu bir şahıs tarafından teslim alınacağı ihbarını alan Edirne İl ve Uzunköprü İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri güzergah üzerinde önlem aldı.

34 VA 5075 plakalı bir araçla Kırcasalih beldesinde gelen D.T. ile Yunan uyruklu P.A. isimli şahıs 22 PH 103 plakalı araçtan inerek burada kendilerini bekleyen H.I.F. ve M.A isimli şahıslar 32 paket halinde toz esrar teslim edildi. Jandarma ekipleri esrar alışverişi yapan şahısları suçüstü yakaladı. 32 paketteki 15 kilogram ağırlığında esrar maddesi ele geçirildi.

Olayla ilgili araştırmalarını sürdüren jandarma İstanbul’da gerçekleştirdiği operasyonda bir kişi daha yakalayarak şahsın ifadesi doğrultusunda bir aracın lastiğinde 15 kilogram esrar maddesini daha ele geçirildi.

Türk vatandaşı şüpheliler D.T., H.I.F., M A. ile Yunan vatandaşı P.A. isimli şahıslar çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

CHA

Merhaba dünya!

WordPress’e hoş geldiniz. Bu sizin ilk yazınız. Bu yazıyı düzenleyin ya da silin. Sonra blog dünyasına adım atın!